Ne Lütufkâr imişsin Ey Meşhurluk!
“Şöhret afettir.”
Bundan yıllarca önce duygularımı “Bizde Meşhurlar” adıyla şu şekilde dile getirmeye çalışmışım:
Şunlar siyasetle tanınanlar/ Şunlar diyetle tanınanlar / Daha da meşhurdur/ Sadece etle tanınanlar/
Felaket tellalcısı ekranları geçer/ Felaketle tanınanlar/ Bizde ne “yan”lar, ne “san”lar/ Tanınmaktan düşmüştür şanlar/ Mevsimler göç hazırlığındaki telaşta/ Çok aranacak bir gün/ Olacak elbet/ Maharetle tanınanlar.
Şu günlerde “meşhurluk” çok meşhur oldu. Adı ilim ve sanat sıfatlarıyla anılan bir kuruluş bile ancak “meşhurlara” konferanslar verdiriyor. Nasıl “meşhur” olması hiç önemli değil! İster kadın programlarında kafasıyla bardak kırsın, isterse yüksek frekanslı cıyaklamasıyla ekranları çatlatsın. Birine hakaret edip veya birinden küçültücü sözler işitsin önemli değil yeter ki meşhur olabilsin. Ya da ayda bilmem kaç sevgili değiştirmekle caka satsın. Ardından da magazin programlarında ahlak dersi vermeyi de unutmasın. Önemli olan “meşhur” olması, meşhurrr…
Artık önüne gelen “meşhur” arıyor. Meşhurlar aranıyor! Öyle ya ne varsa şu meşhurlarda var artık! Kurtuluş “… da, … de “ değil artık! Son umudumuz “meşhurlar” kaldı. Koro halinde haykıralım artık “Kurtuluş meşhurlarda! Umudumuz meşhurlar!”
Mesela “reyting” peşinde misiniz? Programınızın puan, cebinizin para görmesini mi istiyorsunuz ya meşhur birini bulmalısınız ya da programınızdan bir meşhur çıkarmalısınız.
Bir televizyon programı mı yapacaksınız önce “meşhur” birini bulmalısınız. Meşhur olduktan sonra her şeyi bilir, her şeyi en iyi yapar! Çünkü meşhur her konuda ve her alanda sorularınıza cevap verir. Yüksek perdeden ahkâm kesmeyi çok iyi bilirler. Çukurun çukuru tarzanca konuşmalarıyla seviye problemi olmayanlara kendilerini dinletebilirler.
Nitelikmiş, ilimmiş, sanatmış, bunlarda neyin nesi…
Ne varsa meşhurlukta var! İster uçun, ister kaçın, ister çalın, ister çırpın çok mu önemli? Yani nasıl olursa olsun her şeyden önce bir meşhur olun! Meşhur olduktan sonra arkasından diğerleri tıpış tıpış gelir. Ekranlar emrinize amadedir, gazeteler köşelerine buyur ederler, ödüller, modullar arkasından gelir.
Mesela kendini yönetemeyenlerden ülke yönetimi mi bekliyorsunuz? Önce ve her şeyden önce “meşhur” birini bulmalısınız. İki kitap bile okumadan “meşhur” olmuştur ya ekonomiyi de bilir, eğitimi de… Gelecek planlarını çok iyi yapmayı baktığı ve baktırdığı fallardan öğrenmiştir. O halde niçin beş yıllık kalkınma planları yapamasın? Yurdunu tanımaz ama dünyayı iyi tanır! Ona göre her tatilde gittiği Havai adalarıdır dünya…
Eğitiminiz ne olursa olsun önemli değil! Uzmanlık alanınız hiç mi hiç önemli değil meşhur değilseniz! Meşhur değilseniz göze giremez, meşhur değilseniz bir şey bilemezsiniz. Meşhur değilseniz “hak” konusu da tartışılabilir! Meşhurlara “işletilenler” ile meşhur olmayanlara “işletilen” sosyal hayatın her türlü kuralları da farklılık gösterir, adillik değil.
Bundan sonra babalar evlatlarını karşılarına alıp galiba şöyle diyecekler:
Bak evladım. Okumak da ne, bilim de ne, sanat da ne? Nasıl olursan ol önce “meşhur” ol, sonra bilim adamı, uzman, sanatçı olursun. Olmasan da seni öyle sayarlar zaten. Anlayacağın önce “meşhur” ol, sonra adam olursun! Özgeçmişinde meşhurluk yoksa da biraz zor iş bulursun, zor!
Ah! Ne Lütufkâr imişsin Ey Meşhurluk! Aşkının esiri olduk, her şeyi sende görür, sen de bulur olduk!