Unutmak ve Affetmek
Süleyman Nazif, “Soyuna, vatanına, tarihine ihanet etmiş olan insanların hiçbirini unutma Türkoğlu!
Unutma ve affetme!...” der Batarya İle Ateş’te. Galiba bizim başımıza neler gelmekte ise hep bu unutuşumuzdan ve affedişimizden gelmekte.
1890 yılında Kumkapı Ermeni Kilisesi’nin baskınını düzenledi.
Osmanlı Devletine başkaldırı’nın simgesi olarak Tuğra parçaladı.
Eylemlerde Murat, Şeyh Murat, Agop kimliklerini de kullandı.
Ermeni Patrikhanesini basarak Cağaloğlu üzerinden Osmanlı Hükümeti’nin görev yaptığı Babıâli’ye baskın düzenleyip, ihtilal yapmak istedi.
26 Ağustos 1896 günü İstanbul’da Osmanlı Bankası binasını işgal ederek Avrupa’nın dikkatlerini üzerlerine çekmek istedi.
1894 yılı yaz aylarında “Şeyh Murat” kimliği ile Kürtleri yönetime isyan ettirmek amacıyla Diyarbakır Siirt arasındaki Sason Dağlarında bir isyanı örgütledi. Yakalandı ve Bitlis’te idama mahkûm oldu. İngiliz, Amerika, Fransız ve Rusların baskısıyla affedildi. Yıl 1907.
2. Meşrutiyet’in ilanının ardından 1909 yılında Adana Kozan’dan Osmanlı Meclisi’ne Mebus seçildi.
1.Dünya Savaşı’nın çıkışı ile “Öğdünlü Murat” kod adını kullanarak Sivas’a geldi. 30 bini aşkın Anadolu Ermenisi’nin Rus Ordusuna katılmasını sağladı.
Şubat 1918’de Rus Ordusu Kafkasya’ya çekilirken boşaltılan yerlerde yaşayan Türklerin topluca öldürülmesi emrini verdi. Erzincan’ın yakılması, Bayburt ve Erzurum’un harabeye dönmesi, köylerde ve mezralarda 500.000 Türk’ün hunharca öldürülmesi olayını gerçekleştirdi.
Yaptıklarının sadece birkaçını sıraladığım kişi Osmanlı vatandaşı Hamparsum Boyacıyan’dır…
Elbette konu bir örnekle bitmiyor. Hamparsum’a benzer bir örnek daha var. Ki o da Karabet Tomayan’dır.
Tomayan önceleri Merzifon Amerikan Koleji’nde sözde öğretmen olarak görev yaparken 1890-1895 yıllarında Merzifon merkezli Yozgat, Kayseri, Sivas Ermeni ayaklanmalarını örgütleyen Hınçak örgütünün başkanıdır.
Tomayan öncelikle Merzifon Amerikan Koleji’ni “Fesat Yuvası” haline getirmekte başarılı olmuştur.
Orta Anadolu’da isyanların fikri temellerini atmakla kalmamış, geleceğe yönelik eylem yapacak örgüt elemanları yetişmesini de gerçekleştirmiştir.
Anadolu’da gerek Türk gerekse komiteye katılmayan Ermenilerin öldürülmesinde doğrudan veya dolaylı parmağı olduğu tespit edildikten sonra yakalanan Tomayan Ankara mahkemelerinde yargılanmış ve Hamparsum gibi idama mahkûm edilmiştir.
Neticede Tomayan da affedilerek yurt dışına gönderilmiş, yani affedilmiştir. Yurt dışında da rahat durmamış, devamlı olarak Anadolu’da Ermeni isyanlarını desteklemeyi sürdürmüştür.
Sonra Hamparsum gibi, sanki hiçbir şey olmamışçasına yurda dönmüş, İkinci Meşrutiyet’ten sonra ikinci dönemde Kayseri Mebusu olarak meclise girmiştir.
Kinlerini programlayıp projelendirenler aynı ideallerini şimdi de “sözde soykırımı” iddiasıyla sürdürmeye çalışmaktadırlar… Bizler ise ne 1890’larda ne de 1915’lerde Ermeni çetecilerin hunharca yaptıklarına karşılık onlara milletvekilliği verildiği ne gündeme getiriliyor, ne gündemde tutuluyor? Hep affettiğimiz dile getirilmiyor. Konu ile ilgili tarihi belgelerden onlarca örnek vermek mümkün.
Yüzyıllık bir geçmişin saptırılarak üzerimizde baskı unsuru olarak hala kullanılmasını çok iyi sorgulamamız gerekmiyor mu? Şimdi yaşadıklarımızın sebebi biraz da unutma ve unutturulmanın yanında hep ama hep affetmeye dayanmıyor mu?
Ayrıca sizlere bu durum zamanımız ve zamanımızda yaşanan bazı olaylar açısından da bir şeyler çağrıştırıyor mu? Eğer “yok bir şey çağrıştırmıyor” diyorsanız… Heyhat! Yine unutma hastalığını yaşıyoruz demektir.
***
Not: Her iki Ermeni çetecinin yaptıkları “Kahrolsun Böyle Adalet-Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey-“ ve “Fesat Yuvası” adlarındaki ‘belge-roman’ niteliğindeki kitaplarımda geniş olarak anlatılmaya çalışılmıştır.
***