TARİHİ DÖNEMEÇLERDEN GEÇİYORUZ
Yeni yüzyılın başlarındayız.
Yeni yüzyılla birlikte yeni oyunların da… Umutsuzluğu üzerlerinden kaldırıp atabilenler, günlük telâşeler bataklığına saplanmayanlar görecektir ki bütün saldırı ve keşmekeşliklere, aldırmazlıklara rağmen gelecek Türk kültürünün, Türk medeniyetinin çağı olacaktır. Ancak üzerimizde yapılan hesapları, küçük-büyük oynanan oyunları bozmanın şuurunda olmak, bunlara karşı zengin ufuklu ve uzun soluklu projeler üretmek şartı ile. Türk tarih, kültür ve medeniyetinin temellerine dayalı, adlarını dahi bu temellerden alan her alandaki projeler artık Türk damgası taşımalıdır. Kişiler ve olayların çıkmazları değil, fikirler, düşünceler, araştırma ve üretme mevkileri Türklerin alanları olmalıdır.
Bırakalım falanları, filanları. Merhum şairin dediği gibi “oyun ve oynaş”ta olmanın da hiç mi hiç zamanı değil. Elbette bilimde, düşüncede, fikirde, teknolojide, ekonomide, eğitimde ve gelecek yıllara değil yüzyıllara hedef koymada sefer hazırlığı faaliyete geçirilmelidir. Uyuşukluk, pısırıklık, neredeyse birkaç asırdır süren aktarma ve taklitle kazanılan bilim ve sanat adamı sıfatları, üretme ve orijinali ortaya koyma, yani kendine münhasır olma şeklinde kazanılmalıdır. Yani, kelimenin tam anlamıyla “hak” edilmelidir.
Bir tarihi dönemeç yaşıyoruz.
Okuduğumuz kadarıyla sanki 20.yüzyılın başındaki olaylar bazı yerlerde rol, çok az yerde sahne değiştirilerek tekrar sahneye konulmaya çalışılmaktadır. Niyet aynı, yalnız oyuncular ve oyunlar çağdaş kimliğin içinde sunuluşu ile haklılık pozisyonlarına geçmiş durumda.
İşin garibi bu oyunun sahnesinin bir köşesi yine yurdumuz, Türkiye. Bağımsızlık ve özgürlük için her yandan sesler yankılanmakta. Vatandaşlarımız çoğunlukla demokratik sınırlar içinde kalarak seslerini haykırmaktadırlar. Kirli çizmelerin, daha düne kadar kanla sulanmış bu topraklar üzerinde dolaşması istenmemektedir. Mahremimize namahrem ellerin uzanması ise hiç arzulanmamaktadır. Buna mukabil sözde “söz” olarak sayfalara ve ekranlara yapıştırılan kusmuklar önce elimize, sonra dilimize, gözümüze kadar uzanırken, buraları da aşıp dinimize de uzanma şirretliğini göstermeye başlamışlardır. Kısaca Türk’ün mukaddeslerini çiğneme emrini alanlar ise, adı ne ve kim olursa olsun, hayâsızca ama sinsice bunu yerine getirmeye devam etmektedirler.
Fakat mesele burada bitmiyor.
Hele duygusal olma ve duygularda kalma hakkı bazılarının hiç mi hiç yok. Milletin vicdanından samimi yüreklilikle çıkan seslere kulak verilip verilmemesi de çok önemlidir. Milletin vicdanı yerine birilerinin cüzdanlarına bakmak, zengin kaşınsa fakir para verecek sanırmış sözünü acı bir şekilde hatırlatmaktadır. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir, diyen bu ülkenin kurucusu herhalde gelecek nesillere en önemli mesajı da vermek istemiştir.
Evet beyler!
Bu ülkenin kurucusunun karakteri, bu milletin de karakteri olduğu çok iyi bilinmelidir. Bu mesajdan ders almak istemeyenler ya Türk Milleti’ni iyi tanıyamamış, ya da bir gaflet ağına takılmışlar demektir.
Beyler!
Bu millet aç kalmış, susuz kalmış, tarlalardan otlar toplayarak hayatlarını ve mukaddeslerini devam ettirmeye çalışmışlardır. Bu günler yakın tarihte yaşanmıştır. Hattâ bunları yaşayanlardan bazıları aramızda yaşamaktadırlar. Fakat iyi biline ki bu durumlarda dahi hassasiyetlerini haysiyetlerinde toplamış, özgürlüklerini ve bağımsızlıklarını hiçbir şeye değişmemişlerdir. Hattâ çeşitli adlar altında kurulan menfaat şebekeleri dahi bu arzulara gem vuramamışlardır.
Türk’ün mukaddesleri üzerinde kimsenin, ama hiç kimsenin; siyasetçilerin, bilim ve sanat adamı sıfatlıların, dönmelerin, devşirmelerin, bazı Nobel adayı yeni yetmelerin oyun oynama, koltuk koruma cambazlığı yapma, bilimsel sıfatlar takınarak saldırılara geçme hakları yoktur. Hiçbir zaman da olmayacaktır. Fakat bulundukları makam ve mevkilerden istifade ederek böyle bir yanlışlığa düşenlerin akıbetlerini tarihte ibretle görmek mümkündür.
Diyeceğim daha çok ama şimdilik dâhili ve haricî bedhahlara dikkat oluna! Ancak bu dikkat; çalışma, üretme ve her alanda orijinali ortaya koyma çabalarını birlikte getirmekle meyvelerini verebilecektir.
**