Hatırlatma Zamanı
Tarihe ve zamana hükmetme, tarihi olduğu kadar zamanı da yönetme ve bunlardan hep kendileri adına pay çıkarma çabalarının ortalama yüz, yüzeli yıl öncesinden zamanımıza uzandığını görmemezlikten gelemeyiz. Dünya üzerinde böyle bir kin besleyiciliğini büyük savaşların tarihi bile yazmamıştır. Sözde “Ermeni Soykırımı” masalı hariç…
Bunun adı sıradan bir “çaba mıdır” yoksa asırları kucaklayan ve gelecek asırları da şimdiden tahakkümü altına alan belirli mihrakların projelerini gerçekleştirmeye yarayan bir “kin midir?”, işi hakça analiz edebileceklere bırakıyorum.
Neredeyse 1870’lerden zamanımıza inadına bir suçlu arama ve bu suçlunun da Türkler olduğu her türlü ortam, şart ve imkânlardan faydalanarak dünya gündeminin başına geçirme “bir kısım” Ermeniler tarafından sürdürülmekte yarar görülmektedir. İşin garibi bu yararı görenler her türlü eylemlerinin ardından da “dünya barışı” sözünü de dillerinden düşürmemektedirler.
Nisan ayı geldi ya artık dünya gündemini bile onlar belirlemeye ya da bütün gündemleri kendi lehlerine döndürmeye başlamışlardır. Güya Ermeni lobileri 24 Nisan’da tüm dünyada “Sözde Ermeni soykırımını” anma hazırlıklarını şimdiden hatırlatmaktadırlar. Hemen her yıl sanki bu ay onlara hizmet etme, onları anma, öne çıkarma gayesiyle belirlenmiş bir ay gibi işlenmeye çalışılmaktadır.
Tarihi ters çevirmek, saptırmak artık yetmemektedir. Dünya siyasetini ve politikalarının hep kendilerinden bahsetmesi, kendilerini gündemde tutması gibi çabalar da gözlerden uzak kalmamaktadır. İşte Obama’nın Türkiye’yi ziyaretini bahane eden “bir kısım” Ermenilerin hemen bundan kendilerine pay çıkarmaya kalkışmaları da bunun bir göstergesi olmuştur. Haber ajanslarının verdiği bilgilere göre Amerikan Ulusal Ermeni Komitesi (ANCA), ABD Başkanı Barack Obama'nın Türkiye'yi ziyaret etmesine az bir süre kala, Amerika'da yaşayan Ermenileri, Beyaz Saray'ı arayarak Obama'ya "Ermenilere verdiği sözü" hatırlatmaya çağırmış.
Durumu izleyip, göreceğiz bakalım.
Peki ya biz neyi ya da neleri hatırlatmaya çağıracağız acaba? Yahut böyle bir hassasiyetimiz veya söyleyecek bir şeyimiz hiç mi yok?
Vardır elbet! Olmalıdır, olacaktır.
Öncelikle 24 Nisan’ın ve dolayısıyla diğer günlerin de neden sözde “Ermeni soykırımı günü” olamayacağı var olan belgelerle ve gerekirse bütün dünya dillerine çevrilerek ortaya konulmalıdır:
Tarihi saptıran bütün iddialara karşı ülkenin pek çok yerinde ardı ardına patlak veren Ermeni isyanlarının Osmanlı Devleti’nin bazı tedbirler almasını zorunlu kıldığı, döneminde önce savaş şartları ortamında sürdürülen isyanların hiç kimseye fayda getirmeyeceğinin vurgulandığı, bu isyanların durdurulması gerektiğinin belgeleri açık bir şekilde yayınlanmalı. Sonra da evet 24 Nisan 1915 tarihinde bazı Ermeni ileri gelenlerinin bu nedenle tutuklandığının ilanı tekrar tekrar yapılmalıdır... Şurası da tarihi bir hakikattir ki 24 Nisan 1915 tarihinden önce Rus ordusu bünyesinde ya da gönüllü olarak Kafkasya'da oluşturulan Ermeni alayları bünyesinde Osmanlı ordusuna karşı savaşan Ermenilerden ölenler olmuştur. Ülkenin çeşitli yerlerinde çıkan İsyanlarda da ölen Ermeniler olmuştu. Ancak 24 Nisan 1924 tarihinde, bir Ermeni'nin burnu dahi kanamamıştır. Yerli tarihçilerin yanında bazı yabancı tarihçiler de bu konuda görüş birliği içindedirler.
Eğer hatırlatmaktan bahsedilecekse çok hatırlatacaklarımız var… Evet hatırlatılmalıdır:
Yalancı şahitler, sahte belgeler ve bilgilerin yanında malum güçlerin baskılarıyla Osmanlı’nın 10 Nisan 1919’da Kaymakam Kemal Bey’in, 20 Nisan 1920’de Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in ve daha birçoklarının nasıl idam edildiği de hatırlatılmalıdır.
Vicdan ve izan sahibi yabancı gözlem ve araştırmacıların ifade ettikleri gibi Ermenilerin Türk çocuklarına, kadınlarına, yaşlılarına nasıl akla ve hayale gelmedik işkence yaptıkları ve öldürdükleri konusundaki yazdıkları da hatırlatılmalıdır.
Konu hatırlatmaya kaldıysa daha çok, çok hatırlatacaklarımız var.