Duyurular-Etkinlikler

Yeni Yazılarım

 

İdam Sehpasında İki Milli Şehit

Osmanlı’nın zor zamanlarında ikisi de Mektebi Mülkiyeyi Şahane’de okudu. Pırıl pırıl birer genç olarak başarı ile mezun oldular. Amaçları ülkesine ve milletine hizmet etmekti.
İkisi de idari görev yapmış oldukları yerlerde çeşitli dersler vererek muallimliklerde de bulundular. Çocukları ve gençleri eğitmekten de büyük zevk aldılar. İnsanlara ve çevresine en iyi şekilde yardımcı olma çabalarını sürdürdüler.
Tarihleri farklı da olsa ikisi de Beyrut’un değişik kazalarında görev yaptı. Adaletli uygulamaları ile Osmanlının değişik yapısı içerisindeki zorlukların üstesinden gelmeyi başardılar.
Farklı yerlerde görevler yaptıktan sonra Mevlana diyarı Konya ikisinin de uğrak ve görev yeri oldu.
İkisi de adaletli, çalışkan, azimli birer idareciydiler. Çevrelerinde seviliyor ve sayılıyorlardı. Mücadeleleri hep bu yoldaydı.
Milletini, vatanını imanı derecesinde seven bu iki şehit de Milli Mücadele’nin yürekten destekçileri arasındaydı.
İkisi de savaşan ordumuza erzak temininde var güçleri ile gayret gösterdiler, çırpındılar, başardılar ama milletin büyük başarısını görmek kısmet olmadı.
İkisi de bağımsızlığı kişiliğine bir türlü sindirememiş Damat Ferit’in ve yandaşlarının gazabına uğramaktan kurtulamadı.
İkisi de İngiliz muhipler cemiyetinin, Ermeni patrikhanesinin ve kilisesinin düzenledikleri listelerinin başında yer alıyordu. İkisi de kurban seçilenlerin önündeydi.
İkisi de tutuklanarak, Nusret Bey’in “Tarihin Dönek Mahalli” dediği Bekirağa Bölüğüne atıldılar.
İkisi de kendilerine emredilen yer değiştirme görevini yerine getirmekten suçlandı. İkisi de Ermeni tehcirinden yargılandı.
İkisi de belirli yerlerce kurgulanan düzmece, haince hazırlanan rezil iftiralara uğradılar.
İkisinin mahkemesinde de azınlık üyelerin hâkim olduğu, İngiliz muhiplerinin çoğunlukta olduğu kişiler yer aldı.
İkisi de tarihin daha sonra suçlu bulacağı, kararı çok önceden belli olan, düşmanlık ve kin esası üzerine oturtulmuş uyduruk bir mahkemede yargılandı.
İkisi de genç yaşlarda aynı adaletsiz mahkemenin verdiği kararlarla karşı karşıya geldi.
İkisi için de gazetelere ilanlar verilerek yalancı şahitler toplandı.
İkisi için de özellikle Alemdar gazetesi ve Refi Cevat ateşler püskürdü, işgalcileri ve işgal yanlılarını sevindirdi.
İkisi için verilen kararlarda da ecnebi devletlere yaranmak amaçlanıyordu.
İkisinin kaderleri öyle birleşmişti ki ikisi de Beyazıt Meydanı’nda asıldı.
İkisi de ailesine sadece ve sadece yoksulluk bıraktı.
İkisinin ailesine de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından maaş bağlandı ve ikisine de MİLLİ ŞEHİT ünvanı verildi.
Ve ikisine de Türk Milleti sahip çıktı ve sahip çıkmaya devam edecektir.
Bu iki MİLLİ ŞEHİT, sözde Ermeni kıyımı davasından yargılanarak “ecnebi devletlere yaranmak için asılan” Boğazlıyan Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Mehmet Kemal (1 Mart 1884-10 Nisan 1919) ve Bayburt Kaymakamı ve Urfa Mutasarrıfı Mehmet Nusret( 1876 - 5 Ağustos 1920) Beylerdir.
Yazıma merhum Mehmet Kemal Bey’in son sözleri ile “FERTLER ÖLÜR MİLLET YAŞAR” diyoruz.

***

 
 
İhsan Kurt 2005 - 2007