Duyurular-Etkinlikler

Yeni Yazılarım

 

Sanatı Toza Kaptırmak

Yıllardır çoğumuzun dikkatini çeken bir şey vardı sanat-edebiyat adına… İdeolojileri estiren slogan prangaları ile dolu kırıntılar kırıntılar. Buna sanatı, edebiyatı politize etmek de diyebilirsiniz… Ya da sanat ve edebiyatı katlederek politikanın emrine amade etmek… Bu durum hiçbir zaman azalmadı elbette. Kılık ve metot değiştirerek veya günün merak yollarını keşfederek, boşa geçirilebilecek ilgi alanlarını tespit ederek frekansını artırarak devam etmektedir. Burada insana, insanlığa, topluma fayda yerine belirli sermaye kesimlerine ve prangalarını altın lale diye kabullenmiş gruplara her türlü çıkar amaçlanmıştır. Sanatı, edebiyatı toza dumana katmanın gerisinde biraz da bu anlayışların payı vardır.
İşte bu durum özellikle son iki yılda hızını daha da yoğunlaştırarak dikkatleri büsbütün üzerine çekmeye başladı. “Komplo teorileri” adı altında veya dışında ama muhakkak siyasetin tozunun da ilerisinde belki çamuruna bulaştırılarak, hatta bununla üzeri kaplanarak sanki kitaplarla bombardıman edilmeye başlandı. Öyle ki bu tür yayınların meraklılarının arttığını ve kar hanesini umulanın üzerinde kabarttığını gören çoğu yayıncılar da ibrelerini bu yöne çevirdiler. Artık bilim sanat adına, geleceğe kalıcı ve önemli izler bırakacak eserleri yayınlamak yerine poli-tika’nın dilimizdeki anlamını kovalayan, insanların meraklarına güya bu yönde cevaplar arayan günü kurtaran, günceli anlatan kitaplar revaç bulmaya başladı. Ya da böyle bir sanıyı öne sürerek “cambaza bak!” oyununu oynamakta yarar görenlerin varlığı bütün akıllara siyah bir perde gibi indirilmektedir.
Bilmiyorum ne dersiniz? Acaba emperyalizmin farklı bir stratejisi olan kültürsüzleştirmenin farklı bir versiyonu mu ileri sürülmeye başlandı? Yıllardır sanat, ilim adına ideolojiler dayatmasını (hangi türü olursa olsun) sürdürmeye çalışanlar, sloganlarını okumamız için en kıymetli zamanlarımızı çalanlar şimdi de teknolojinin en son gücünü de kullanarak siyasetin tozuna komplo teorileriyle bulandırılmış kitaplarıyla hem paramızı hem de zamanımızı çalma yarışındalar.
Zamanımızı çalma yarışındalar… Hatta bunu şuurlu olarak yapmaktadırlar. Çünkü bilime ve siyasete “politize anlayışlar” bulaştırılarak bu bulaşıklığın şu veya bu şekilde, şu ya da bu “görüş” adına yapılmasında ister istemez bir durağanlık söz konusu olmakta ki bu da insanların, toplumun zamanının çalınması demektir. Zamanın çalınması bilerek karanlıkta bırakmaktır insanı, insanlığı… Bilimi, sanatı işaret ettiğim anlayışlarla hep geleceğe ertelemek, hep gelecek nesillerden medet ummak, yani bilim ve sanat adına geleceğe eserler bırakmamak apaçık bir sorumsuzluğu benimsemiş nesillerin örneğidir.
Artık “cambaza bak!” diyenlere de bakmak gerekir. Düşüncesizliği körükleyen, sorgulamayı aşındıran sosyal çalkantıların çıkardığı toz ve dumanın emrine meraklarımızı vermek yerine her kim olursa olsun bu rollere soyunanları yetiştiren zihniyetleri, davranışları ilimsizliğin, sanat yoksunluğunun beslediğini unutmamak gerekir. Siz toprağı adam akıllı işlemezseniz o topraklar üzerinde deve dikenleri de olacak ya da o toprakların bir kısmı görünerek veya hiç fark ettirmeden benden doğan ırmaklarla başka topraklara ve sulara sürüklenecektir.
Kısaca insanımızın önce kendisine ve sonra topluma yararlı, fayda getirebilecek yönde uyanık ve dikkatli olması gerektiği her türlü hastalıklı hesabın dışında işlenebilmelidir. Okunacak kitapları şırınga etmeye çalışan herkesten şüphe etme anlayışının yanında, “çok satan” tuzaklarına da pirim verilmemesi gerekir. Özellikle bunlar günün meraklarını giderme adına pohpohlanıyor, şişiriliyor ve çıkarın tezgâhlarında pişiriliyorsa zamanımızı çalmalarına izin vermemeliyiz.
Sanatı ve bilimi toza kaptırmamada birinci görev de beyinlerini Allah’tan başka bir şeylerin kulluğuna sunmayan, insan olarak bu hürriyet anlayışına bütün kapılarını açmış düşünme nimetini kullanan insanlara düşmektedir. Çünkü onlar verilen bu değerli nimetten sorumludurlar.
Sorumluluğumuzun idraki içinde olmak için de önce ve her şeyden önce görüş alanımız içindeki küçük tuzaklardan çok düşünce alanımızın fark edebileceği sinsi tuzaklara dikkat çekmemiz gerekir sanıyorum. Sanat edebiyat adına bunlardan biri de güncelin meraklılarını avlayan, onları reklamlarının ağına düşüren kitap kılıflı kâğıt tomarlarıdır.
Güne mesaj yollayan bu tür kitaplarla ebediyete mesaj gönderen eserlerin ayrılmasında her zaman için yarar olacaktır. Zaten meselenin püf noktası da burada yatmakta değil midir?

 

 
İhsan Kurt 2005 - 2007